Perfect Modals (Yardımcı Fiillerin Geçmişi)
Perfect Modal yapıları (can,could,must,should,need,would) gibi geçmişi anlatmak için yardımcı fiillerden sonra "have+verb3" yani fiillerin 3. hali getirilerek kurulurlar. Bu geçmiş yardımcı fiillerin tümü, geçmişte gerçekten olmamış şeyler hakkında konuşmak için (-e bilirdin, -mış olmalı,-mış olabilir,-mış olamaz,-mamalıydı v.b.) varsayımsal olarak kullanılırlar.Bu modal yapıları birbirlerinden çok farklı anlamlara gelebilmektedir ve o yüzden dikkatle incelenmelidir.
Must have+V3 (-mış olmalı)
Bu yapıyı geçmişteki bir şeyin olduğundan neredeyse emin olduğumuzda kullanırız. Yani “yüksek ihtimalle öyle olmuştur” dediğimiz durumlar için kullanırız.
Örnek Cümleler
It must have rained last night. (Dün gece yağmur yağmış olmalı.) - Farzedelim sabah kalktık dışarıda yerde su birikintisi olmuş tabiki bu durumda yüksek ihtimal gerektiren bir durum... Bu cümleyi "Dün gece yağmur yağmış olmalı" şeklinde kullanabiliriz.
They must have practiced a lot because they’re very good musicians. (Çok çalışmış olmalılar çünkü çok iyi müzisyenler.) - Cümlede müzik aletlerini çok iyi kullandıklarından dolayı yine yüksek ihtimal gerektiren bir yorum yapılmıştır.
May/might have+V3 (-miş olabilir)
Bu yapıyı geçmişteki bir şeyin olduğundan daha az emin olduğumuzda kullanırız. Yani “belki, bir ihtimal öyle olmuştur” dediğimiz durumlar için uygundur.
Örnek Cümleler
My grandfather may have used this camera when he was a young man, but I’m not sure. (Büyük babam gençken bu kamerayı kullanmış olabilir, ama emin değilim.) - Yani kesinlikle emin olmadığımız bir durum karşısında may,might yapılarından birini kullanabiliriz.
He might have forgotten that we were meeting today. (Bugün buluşacağımızı unutmuş olabilir.)
Can’t/couldn’t have+V3 (-mış olamaz)
Bu yapıyı geçmişteki bir şeyin olmadığından neredeyse emin olduğumuzda kullanırız. Yani “yüksek ihtimalle öyle olmamıştır” dediğimiz durumlar için kullanırız. Can't ile couldn't arasında bir fark yoktur. Her ikisinden birini kullanabiliriz. Bu cümleleri must have ' in olumsuzu şeklinde düşünebiliriz. Yani gerçekleşme ihtimali güçlü olan eylemlerde must have ver3 tam tersi gerçekleşme ihtimali olmayan eylemler için can't/could have verb3 yapısını kullanıyoruz.
They can’t have gone abroad. I saw them this morning. (Yurt dışına çıkmış olamazlar. Onları bu sabah gördüm.)
I couldn't have arrived any earlier because there was a terrible traffic jam. (Erken gelemezdim çünkü korkunç bir trafik sıkışıklığı vardı.) - Cümlede erken gelmesi imkansızdır.
He couldn't have passed the exam, even if he had studied harder. (O daha çok çalışsa bile sınavı geçemezdi.) - Sıkı çalışsa bile sınav soruları çok zor olduğu için yüksek ihtimalle sınavı geçmesinde etkili olmayacaktı.
May not/might not have+V3 (-mamış olabilir)
Bu yapıyı geçmişteki bir şeyin olmadığından daha az emin olduğumuzda kullanırız. Yani “belki, bir ihtimal öyle olmamıştır” dediğimiz durumlar için uygundur. “may/might have”in zıttı anlamı veren ”may not/might not have” yapısıdır.
Örnek Cümleler
He may not have received your letter. ( Mektubunuzu almamış olabilir.) - Belki almadı.
I don’t know. He may not/might not have studied properly. (Bilmiyorum. Doğru düzgün çalışmamış olabilir.)
Could have+V3 (-ebilirdi)
Bir durumun gerçekleşmesi ihtimali vardı ama olmadı, gerçekleşmedi demek için kullanırız.
Örnek Cümleler
The boy could have done the dishes himself, but his father decided to help. (Çocuk bulaşıkları kendisi yıkayabilirdi, ama babası yardım etmeye karar verdi.) - Çocuğun bulaşıkları yıkama ihtimali vardı ama olmadı babası yıkadı.
He could have got stuck in traffic.(Trafikte sıkışık kalabilirdi.)
Should have+V3 (-malıydı)
Cümleye kattığı anlam: gerekli veya olumlu bir durum vardı ama olmadı ya da gerçekleşmedi. Geçmişte yapılan bir hata veya pişmanlıklardan bahsetmek için bu yapı sıklıkla kullanılır.
Örnek Cümleler
I should have listened to your advice before the exam. (Sınavdan önce tavsiyenizi dinlemeliydim.) - Bu cümlede geçmişte yapılan bir hatanın ve pişmanlığın ifade edilmesidir. Tavsiyelerinizi dinlemiş olsaydım bu hataları yapmayabilirdim anlamında kullanılmıştır.
I should have gone to bed early. (Erken yatmalıydım) - Erken yatmadım ve şimdi yorgunum
The footballer shouldn’t have signed the contract. (Futbolcu, sözleşmeyi imzalamamalıydı.)
Shouldn’t have+V3 (-mamalıydı)
“Should have” yapısının zıttıdır, yani geçmişte gerçekleşen durumun gerekli veya olumlu bir şey olmadığını (ama maalesef olduğunu) söylemek için kullanılır.
Örnek Cümleler
I shouldn't have eaten so much cake! (Bu kadar kek yememeliydim!) - ama çok kek yedim ve şimdi kendimi iyi hissetmiyorum.
I shouldn’t have yelled at you yesterday. I’m sorry. (Dün sana bağırmamalıydım. Üzgünüm.) - Bağırdım ve şimdi kendimi üzgün hissediyorum.
Needn’t have+V3 (gerekmezdi)
Bu yapıyı geçmişte yapılan bir şeyin gerekli olmadığı ama gerçekleştiği durumlarda kullanırız.
Örnek Cümleler
You needn’t have bought any bread. because we have pleny at home. (Ekmek almanıza gerek yoktu çünkü evde bolca var.)
You needn’t have woken me up. I don’t have to go to school today. (Beni uyandırmana gerek yoktu. Bugün okula gitmem gerekmiyor.) - beni boşuna uyandırdın.
Would have + V3 (-e bilirdik)
Geçmişte gerçekleşmemiş bir eylemin keşkelerinden bahsederken kullanılır.
If we had arrived earlier, we would have caught our flight. (Daha erken varmış olsaydık uçağımıza yetişebilirdik.) - Havaalanına geç gelirseniz ve uçağınızı kaçırırsanız bu cümleyi söyleyebilirsiniz.
If I had had enough money, I would have bought a car. (Yeterince param olsaydı, bir araba alırdım) -ama yeterli param yoktu, bu yüzden bir araba almadım.
We would have gone for a picnic if it hadn’t rained yesterday. (Dün yağmur yağmasaydı pikniğe giderdik.) - ama yağmuş yağmıştır ve pikniğe gidilmemiştir.
If I had brought my umbrella, I wouldn’t have gotten wet in the rain. (Şemsiyemi getirseydim yağmurda ıslanmazdım.) - Şemsiyenizi unutursanız ve yağmur yağmaya başlarsa ve ıslanırsanız şunu diyebilirsiniz